GİZEMLİ BLOG

MAGAZİN FOREWER

SİNAMA TVVİZYON

SIFIR OTOLAR

GİZEMLİ TATİL

TEKNOLOJİ CASUSU

LİGBLOG

DOKTOR BLOG



H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z





Google

8/7/2007

Orgazm olmak için neler yapmalıyım?

.

25 yaşındayım. Oldukça stresli diyebileceğim bir işim var. Son 1-2 aydır alkol tüketimim hatırı sayılır düzeyde artmıştı. Buna bağlı olarak sigara tüketimim de artmıştı. Ancak diğer taraftan sigara ve alkol konusunda, kendimi düzene sokmaya başladım ve son birkaç haftadır ikisini de azalttım, hatta sigarayı bıraktım diyebilirim. Bunların haricinde orgazm olabilmek için daha neler yapabilirim?
Orgazm; normal bir vücut fonksiyonudur, istemli bir reflekstir ve öğrenilebilir. Orgazm sorunları ve bozukluklarının tedavisinde, öncelikle orgazm olamamayı herhangi bir hastalık olarak görmemek önemlidir. Cinsel ilişki sırasında tek hedef de bu değildir. Buna odaklanarak seksten alacağınız tatmin duygusunu azaltmayın. Ancak yine de bu konuda bir şikayetiniz varsa cinsel fonksiyon bozukluğuyla uğraşan çağdaş ve yeni yöntemleri uygulayan bir hekime başvurmanızda fayda var.

HEDEF ORGAZM OLMAMALI
Tedavide hedef; orgazmı cinselliğin en önemli amacı olarak görmekten vazgeçmektir. Ön sevişme, uyarılma, cinsel tecrübe, zevk ve cinsel partnerlerin birbirlerinin bedenlerini daha yakından tanımaları gibi bir dizi önlem alınabilir. Bu nedenle eğer orgazm olamamayı bir sorun olarak görüyorsanız cinsel terapi almalısınız. Bu konuda doktorunuz size orgazm konusunda egzersiz önerebilir. Kegel egzersizlerini isterseniz kitaplara bakarak deneyin.

8/7/2007

Cinsel hastalıklardan tek eşlilik değil sadakat korur!

.
Cinsel hastalıklardan korunmak için sadece evlilik çözüm değil! Şüpheniz varsa; bunlardan korunmak için korkmayın, utanmayın, sorun! Unutmayın, her şeyin bir çaresi var!..
 
Gerçekten belirli bir risk altındasınız. Cinsel temastan sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için geçen süre, yani kuluçka süresi hastalıktan hastalığa fark gösterir. Her zaman bir belirti olmayabilir. Kuluçka süresi; bel soğukluğunda günler, klamidyoz ve hepatit B gibi hastalıklarda haftalar, frengide aylar ve AIDS hastalığında ise yıllarla olabilir. Tanı konması ve tedavi için cinsel yolla bulaşan bir hastalıktan şüphelendiğinizi söyleyerek doktora gitmelisiniz. Doğal olarak aldatan erkeklerin eşleri AIDS virüsü, hepatit B virüsü ve frengi mikrobu yönünden risk altındalar. Bu yüzden sürekli tekrarladığımız şey; tek eşlilik cinsel hastalıktan korumak için yeterli değildir. Bu hastalıklardan korunmak için eşinizin de tek eşli olması gerekir!

UTANMAYIN, KORKMAYIN...
Ancak lütfen cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korkmayın, utanmayın, kendinizi ve sevdiklerinizi korumak için önlem alın. Ayrıca AIDS testi kan analiziyle yapılıyor. Bunu yaptırabilirsiniz. AIDS, ihbarı zorunlu bir hastalıktır! Ancak kimliğinizin deşifre olmasını istemiyorsanız size bu konuda doktorlarınız anlayış gösterecektir. Bir jinekolojik muayeneden geçip, bel soğukluğu, kamidyoz, candidiyazis, genital herpes, trikomoniyazis vb. diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından kontrol edilebilirsiniz. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar tedavi edilebilir. Hatta bir zamanlar son derece korkunç hastalık olarak gösterilen pek çok virüs artık birkaç antibiyotikle düzelebiliyor; önemli olan erken önlem alabilmek. AIDS'in şu an için bilinen kesin bir tedavisi yok. Ancak AIDS'e karşı tedavi protokolleri çok gelişti, artık AIDS ölümcül hastalık olmaktan çıktı. Bizim için önemli olan bu hastalığın zamanında teşhis edilebilmesi. Ayrıca hepatit B'den de aşı yaptırarak korunmak mümkün.

8/7/2007

Kısırlıkta erkekler kadınları geçti

.
Çocuk sahibi olamama sorununda, erkeğe bağlı faktörlerin daha hızlı artış gösterdiği, daha önce yüzde 15-20 olan bu oranın son araştırmalara göre yüzde 60'ı bulduğu bildirildi..
 
Adana'da faaliyet gösteren bir tüp bebek merkezinin kurucularından Prof.
Dr. Turan Çetin, dünya ortalamasında olduğu gibi Türkiye'de de her 100 çiftten 15'inde üreme sorunları yaşandığını belirtti.

Prof. Dr. Çetin, tıp imkanlarının henüz gelişmediği yıllarda çocuk sahibi olamama sorumluluğunun yüzde 100'ünün kadınlara yüklendiğini, bu yüzden eşlerini boşayanlara sıkça rastlandığını anımsatarak, şunları söyledi; ''Daha önce yüzde 15-20 seviyesinde olan erkekten kaynaklı çocuk sahibi olamama sorunu yüzde 60'lar seviyesine ulaştı. Bu konuda kadınlar yüzde 40 sorumluluğa sahip. Kadınlar tedavi konusunda oldukça istekli, ancak erkeklerde aynı duyarlılığın bulunduğunu söyleyemeyiz. Erkeklerin, kısırlığı (iktidarsızlık) gibi algılaması işimizi zorlaştırıyor.
Kadınlar ve sağlık ekibi erkeği tedaviye güçlükle ikna ediyor.''

''ERKEKTE KISIRLIK NEDENLERİ''

Çetin, çevre kirliliğinden alkole, sigaradan bazı ilaçlara ve hatta mesleğe kadar pek çok etkenin erkekte kısırlık sebebi olabildiğini vurgulayarak, aldıkları hasta öyküleri, deneyimleri ve istatistik çalışmalarıyla da kısırlıkta sıcağın da olumsuz etkenlerden biri olduğunu gördüklerini bildirdi.

Sıcak havanın canlı sperm sayısını azalttığını, dar pantolonların ise kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de üreme sorunlarına yol açtığını vurgulayan Çetin, şunları kaydetti; ''Yüksek ateşli hastalıklarda, karaciğer ve böbrek hastalıklarında, sperm yapımı ve kalitesi düşer. Ayrıca şeker hastalığı, nörolojik hastalıklar, travma sonucu bel omurlarının hasarlanması, mesane ya da idrar yolları ile ilgili ameliyatlar sperm oluşumunu olumsuz etkiler. Bazı ilaçların ve radyasyonun da testisi bozarak kısırlığa yol açtığını biliyoruz. Bunların başında kanser kemoterapisi gelir. Kemoterapi ilaçları da sperm hücrelerini öldürür.''

PSİKOLOJİK FAKTÖRLER

Çetin, merkezlerinde sürekli psikolog bulundurarak, tedavi gören kadın ya da erkeğe destek sağladıklarını belirterek, ''Öncelikle hastanın bu sorunu aşacağına inanması, karamsarlığa kapılmaması ve doktoruna güvenmesi gerekiyor. Aksi takdirde umutsuzluktan kaynaklı stres biz ne kadar çaba harcarsak harcayalım çocuk sahibi olmayı engelliyor'' dedi. Kısırlık sorununun giderilmesindeki başarı oranının da hem kadınlarda hem de erkeklerde yüzde 60 olduğuna işaret eden Çetin, şöyle devam etti:
''Artan kısırlık oranlarına rağmen, kadın ya da erkeklerden kaynaklı olsun çocuk sahibi olamama probleminin çözümünde tıp imkanları oldukça gelişti. Hatta, tek bir canlı spermi bile bulunmayan erkeklerin testislerine kadar inerek canlı spermi buluyor ve laboratuvar ortamında kadından alınan yumurta ile dölleyebiliyoruz.''

AA

3/6/2007

A vitamini ile kansere karşı dopinglenin

.'2007 Dünya Anti-Aging Kongresi'ne katılan Dr. M. Kuşhan, kongrede öne çıkan kanser önleyici vitaminleri yazdı.

Birçok bilim adamı ona vitaminden ziyade hormon gözüyle bakıyor. O da hormonlar gibi birçok stratejik fonksiyonu yükleniyor zaten. A vitamininden söz ediyoruz. Vitamin A, diğer adıyla 'retinol', üzerine en çok araştırma yapılan vitaminlerin başında geliyor. Son bilimsel çalışmalar, A vitamininin kansere karşı etkili olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmalar, akciğer, meme, prostat, bağırsak ve birçok kanser türüne yakalanmış kişilerde, A vitamini seviyesinin düşük olduğunu gösteriyor.

Gerek laboratuvar ortamında gerekse insanlara takviye olarak dışarıdan verilen A vitamininin, kanser çeşitlerini önlemede büyük rol oynadığı, sağlam verilere dayanıyor. 

Yapılan bilimsel çalışmalar, beta karotenin sigara içenlerde az da olsa kanserden koruyucu etkisi olduğunu gösteriyor.
Kanserli hücrelerin çoğalmasını önlüyor.

Evet, A vitamini ve beta karoten üzerinde yapılan bilimsel deneyler, bu maddelerin, kansere kabiliyetli hücrelerin, kabiliyetlerini azalttığını ortaya koymuş. Ayrıca A vitamininin kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurdukları da tespit edilmiş. Neden mi? Çünkü A vitamini, bağışıklık sistemi hücrelerini arttırıp, aktivite ederek kansere karşı koruma sağlıyor.

Her nefes alışta, ciğerlerimize aldığımız hava, içindeki oksijeni alyuvarlarımıza bağlayarak tüm hücrelerimize pompalar. Bu oksijen hücredeki şekeri yakarak yaşam enerjisinin ortaya çıkmasını sağlar. İşte bu yakma esnasında oksijen moleküllerinin yüzde 1-5'i değişime uğrayarak vücudumuz için çok zararlı bir oksijen molekülüne dönüşür. Serbest radikaller dediğimiz bu moleküller, kalp-damar ve kanser gibi ölümcül hastalıklarının sebebi olarak kabul ediliyor. Vücudumuzda serbest radikalleri nötralize eden bir enzim sistemi mevcut. Bu enzim sistemi ne kadar güçlü ise o kişinin ömrü o kadar uzun olur. Serbest radikalleri arttıran nedenlere gelince; stres, şua, sigara içmek, ozon gazı, güneşlenmek, solaryum, kimyasal maddeler ve çevre kirliliği.

Sağlığımızı tehdit eden serbest radikallerin nötralize olmasına yardımcı olan vitamin ve minerallerin başında A vitamini ve ön maddesi olan beta karoten geliyor. Beta karoten turuncu renkli tüm sebze, salata ve meyvelerin içeriğinde var. En çok bulunduğu yiyecek maddeleri; havuç, sarı ve her renkte taze biber, kayısı, ıspanak, brokoli, lahana ve domates.

Beta karoten, karaciğerde A vitaminine dönüşür. Deri alt yağ dokusunda depo edilir. Gerektiğinde vücut tarafından buradan alınarak kullanılır. Aşırı derecede havuç yendiğinde derinin sararmasının nedeni, deri altına yerleşen aşırı karoten yüzündendir. Beta karoten besin endüstrisinde renklendirici olarak da kullanılır. Beta kroten içeren besinlerin düzenli olarak tüketilmesinin kanserden korunmada büyük etkisi olduğu görülmüş.

Hayvansal yağlar,  A vitamini deposu

A vitamini en çok hayvansal gıdaların içerdiği yağlarda bulunur. Bunlar; et, balık, bilhassa karaciğer, süt, yoğurt, peynir, tereyağı ve yumurtadır. Son yıllarda hayvansal yağların içerdiği yüksek kolesterol nedeniyle yağ oranı çok düşük ürünler tercih ediliyor. Az yağlı et, balık, süt, yoğurt, az yağlı peynir tüketilmesi durumunda yeterince A vitamini alınabilir. Ancak bu besinlerin hayvansal yağ içeriyor diye yenmemesi durumunda A vitamini yetersizliği ortaya çıkabilir.

BU GIDALARI TÜKETİN...

Günümüzde, fazla kolesterol içerdiği   için hayvansal gıdalar tercih edilmiyor.   Oysa, et, balık, karaciğer, süt, yoğurt,   peynir, tereyağı ve yumurta yüksek oranda  A vitamini içeriyor. Bu gıdaları hiç tüketmemek yerine  az yağlı olanlarını tercih ederek A vitamini ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.


Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı